Eriyen Kuzey Kutbu paylaşılamıyor: Kimin malı?

Küresel ısınma yüzünden buzlar birer birer erirken, Kuzey Kutbu önemli bir değer kazandı. Bölgedeki yeraltı kaynaklarını sahiplenebilmek isteyen ülkeler arasında kıran kırana bir rekabet yaşanıyor.

İklimbilimciler günden güne küresel ısınmayla ilgili kaygı verici uyarılar yapıyor: Kuzey Kutbu eriyor! Bu gelişmenin sonu dünyamız için hiç iyi olmaz. Bilim adamları erime sürecini özellikle de endüstri devriminden sonra atmosfere gitgide daha fazla sera gazının salınmasına bağlıyorlar.

Konuyla ilgili haberler basında o kadar çok yer aldı ki düne kadar küresel iklim değişiminden bihaber olan halk bile Kyoto Protokolü’nün ne olduğunu ve hangi ülkelerin bu anlaşmayı imzaladıklarını ya da imzalamaya yanaşmadıklarını az çok öğrendi. Fakat sıradan insanlar bu iklimsel gerçeği kavrayana dek kimileri çoktan bu gelişmenin olumlu yanını keşfederek sevinçle ellerini ovuşturmaya başladılar bile.

Daha iki yıl önce bu konuya dikkat çeken New York Times, Kanada, Norveç, Rusya ve ABD’de araştırmalar yaparak ilginç bir sonuca ulaşmıştı: Hükümetler ve kuruluşlar, Kuzey Kutbu’nda saklı yeraltı kaynaklarını kapmaya çalışıyorlar. Her şeyden önce petrol ve doğalgaz. Bu rekabetin ne gibi sonuçlar doğurabileceği üzerine hiç kimse kafa yormuyor bile (New York Times, 10.10.2005).

KİMİN MALI?
Konuyu yeniden ele alan Spiegel dergisi “Kuzey Kutbu kimin malı?” diye soruyor. Nitekim Kuzey Denizi’nde saklı olduğu sanılan hammadde hazinesini sahiplenme çabaları, denizin 1.2 milyon kilometrekarelik alanının kime ait olduğu sorusunu da beraberinde getirmekte. Bu bölgenin büyük bir kısmı Rusya’dan sonra Amerika, Kanada ve Norveç’e ama hepsinden önce Grönland’a hâkim olan Danimarka’nın. Yoksa Kutup Denizi’nde bir soğuk savaş mı görünüyor?

Danimarkalı jeofizikçi Christian Marcussen, şu sıralar Oden isimli buzkıran araştırma gemisiyle Kuzey Denizi’nde ülkesinin payını araştırıyor. Araştırmanın en önemli noktalarından biri Lomonosov sırtının durumunu öğrenmek. Sibirya’dan, Grönland’a kadar uzanan bu 1800 kilometrelik denizaltı silsilesinin nereye bağlı olduğu bilgisi büyük önem taşımakta. Danimarkalılar sismik ölçümlerle, silsilenin büyük bir kısmının Grönland’ın temeline ait olduğunu ispatlayabilirlerse 200 millik sınırı genişletebilecekler. Ruslar da aynı sonuca Lomonosov’un diğer ucunda ulaşmaya çalışıyorlar.

Bundan bir-iki ay önce ABD’ye ait “Healy” buzkıranı Alaska’nın diplerini ayrıntılı bir şekilde taramak için yola çıkarken, Kanada Başbakanı Stephen Harper bizzat Kuzey Kutbu’na giderek burada iki askeri üs kuracağını ve ülkesine sekiz yeni buzkıran alınacağını açıkladı. Herkesin gözü Kuzey Kutbu’nda, “Ruslar istedikleri kadar bayrak diksinler, ama önemli olan sonunda en iyi verilere sahip olmak” diyor Danimarka’nın araştırma Bakanı Helge Sander.

DOĞAL GAZ
Dergiye göre Kuzey Kutbu ülkeleri gerçekte sadece kutbun tamamen buzlardan arınmasını bekliyorlar. Aslında bu ülkelerin umudu pek boş sayılmaz. 2005 yılındaki rekor erimeden sonra, örneğin Amerikan Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi uzmanları, kısa bir süre sonra Kuzey Kutbu’nun yaz aylarında tamamen buzsuz olabileceği tahmininde bulundular.

Beş rakip ülkeye göre, eriyen buzlar, başta petrol ve doğalgaz olmak üzere inanılmaz miktarda hammaddeye ulaşılmasını kolaylaştıracak. Dünya genelinde henüz keşfedilemeyen hidrokarbürlerin dörtte birinin buzlu tortullar altında gizli olduğu sanılmakta. Bununla birlikte endüstri ülkelerinde geliştirilen yeni sondaj teknikleri sayesinde şimdiye dek ulaşılamayan bölgelere kadar inilebiliyor. Mesela Norveçliler, Snøhvit tesisindeki emme tesisatını denizin dibine yerleştirdiler. Buz ve dalgalar onlara vız geliyor. Bu şekilde Kuzey Kutbu petrolü ve gazını çıkarma maliyeti düşüyor.

Peki hammaddeleri kim nerede çıkaracak? Kuzey Kutbu gerçekte kimin malı? Bu soruların yanıtı olasılıkla New York’ta yanıtlanacak. Birleşmiş Milletler binasında hukukçular ve jeoloji uzmanları arasında hararetli bir tartışma sürüyor.

1994 yılındaki Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre her ülke 12 millik karasularına sahip. Ayrıca 200 millik sınır içinde balıkçılık ve hammadde arayışına izin verilmekte. Fakat bunun dışında önemli bir istisna da söz konusu. 76. madde, bir devletin karalarının denizaltında da devam ettiğini bilimsel olarak kanıtlayabilirse, 200 mili aşma hakkına sahip oluyor. İşte bu açıdan Lonosov sırtının araştırılması hayati önem taşımakta. Rusya’nın 2001 yılında sunmuş olduğu kanıt, BM heyeti tarafından yetersiz bulundu. Rusya yeni kanıtı en geç 2009′a kadar sunmak zorunda. Heyet, Danimarkalılara 2013, Danimarkalılara ise 2014 yılına dek süre verdi.

Buzdan hazine bölgesi: Kuzey Kutbu bölgesinde dünyadaki doğalgaz ve petrol rezervlerinin dörtte birinin bulunduğu tahmin ediliyor. Suudi Arabistan’da olandan daha fazla.


Yorum Ekle


Copyright 2008. Tüm Hakları Saklıdır.