Bilimsel senaryo ve modeller

Gezegenin iklimi o kadar karmaşıktır ki, araştırmacılar gelişimini anlayabilmek için iklimi sayısal olarak basitleştirmek zorunda kalmıştır. Basitleştirme yapmak zorunda olmaları, gerçeğin yansıtılmasında birtakım belirsizlikleri beraberinde getirmiştir. Belirsizlik, iklimbilimcilerin en küçük fizik olaylarını hesaba katmaları ile biyolojik ve kimyasal olayları dikkate alan parametreleri modellerine sokmaları ölçüsünde azalır. Bütün bunlara rağmen, iklimbilimcilerin açıkladıları iklim eğilimleri aynı kalmaktadır. Bu durum, yapılan modellemelerin teorik temellerinin geçerli olduğunu göstermekte ve tahminlerine duyulan güveni arttırmaktadır.

İklim modellerini oluşturan denklemler doğrular değildir. Bir tek bilinmeyendeki en ufak bir değişiklik çok farklı sonuçlar vermeye yeter. Aynı anda, birçok bilinmeyendeki değişiklik ise denklemleri kullanılamaz hale getirir.

Çok Geniş Coğrafi Bölge
Bir modeli “işleme koyduğumuzda” bilgisayarlar tarafından analiz edilecek sayısal veri miktarı okadar fazladır ki, en ileri bilgisayarların hesap kapasitelerini bile aşar. Araştırmacılar, ihtiyaca göre, bütün parametrelerin eşit olduğu varsaydıkları coğrafi bölgelerin boyutlarını büyüterek bu zorluğu aşmaya çalışıyorlar. Bu coğrafi bölgeler genel olarak kıyıdan 50 ila 1000 km uzaklığa, havada 1 km yüksekliğe ve okyanuslarda azami 300m derinliğe sahiptir. Böyle bir ağ, boyutları coğrafi bölgeden daha küçük olan olayların simulasyonunun yapılmasına imkan tanımaz. Örneğin, fırtınaların ve özellikle atmosfer mekanizmasında önemli bir rolü olan bulutların oluşum ve gelişimlerinin simulasyonlarının yapılması boyutları gereği mümkün değildir. O zaman, küçük ölçekteki olayları hesaba katan ampirik parametreleri modellere yerleştirmek durumunda kalırız. Bu durum, değişik modellerin arasında bir fark oluşmasına neden olur. Bu nedenle bu modellemeler atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun 2 katına çıkmasının neden olduğu sıcaklık artışını en çok üç derecelik yanılma payıyla öğrenebiliyorlar. Bununla birlikte o kusurlu modeller yardımıyla yapılan geriye doğru yönelik tahminler, modellerin teorik temellerini doğrulamıştır. 1850’den beri ölçülen sera etkisine neden olan gaz yoğunluğu değişimi hesapları temel alınarak 2000 yılına kadar gerçeğe çok yakın sıcaklık taminleri yapılmıştır.

Denklemlerde dünya
Eski iklimlerin kısmen bilinmesi geleceğin tahmin edilmesine imkan vermiyor. Daha şimdiden sera etkisine neden olan gazların yoğunluğ “yakın” geçmişte ulaşılan en yüksek değerleri geçti. Bu sebeple, gelecekteki olası karbondioksit veya metan oranlarına denk gelecek iklimi tortullardan veya buz kesitlerinden “okumak” mümkün değil. Bu durumda bilimciler, temel fizik ilkelerinden yola çıkarak, okyanuslarda ve atmosferde meydana gelen hareketleri ve dünyanın çeşitli yerleri arasındaki enerji değişimlerini sayısal olarak hesaplamak zorunda kaldılar. İçlerinden altısı için en önemlileri bir bilinmeyendeki en ufak değişim bile sonucu altüst edebilir ve anlamlı değerler elde etmek için ortalamalar almak zorunda kalınır.

Muhtelif tahminler
Olası tüm durumları tahmin edebilmek için bilimciler modellerin parametreleri üzerinde değişik şekillerde oynayarak farklı senaryolar oluşturdu. Hem nüfus değişimini hem sera etkisine neden olan gaz salınımını hemde enerji tüketimini dikkate alan değişik iklim modelleri gelecekteki dünya için kırka yakın senaryo düşünmemize imkan sağlıyor. Ancak, bunların hiçbiri ne dünya çapında felaketleri ve olası çatışmaları ne de iklim üzerindeki insan etkisinin azalması konusunda küresel bir politika uygulanmasını dikkate alıyor. her şeye rağmen, bu modeller seçeceğimiz toplumsal yaşamda ne gibi tehlikelerle karşı karşıya kalacağımız hakkında fikir olmamızı sağlıyor.


Yorum Ekle


Copyright 2008. Tüm Hakları Saklıdır.