2100′de Dünyamıza Hakim Olacak İklim

Çocuklarımız ve torunlarımız nasıl bir düyada yaşayacak? 22 yüzyılın eşiğinde dünya bugünküyle aynı görünüme sahip olmayacak. Bu bir gerçeklik. Ama nasıl bir görünüm? İşte, gelecekteki dünyanın ana hatlarıyla çizilmiş bir taslağı…

Amerikan National Geographic Dergisi 1976′nın Kasım sayısında “İklimimize Neler Oluyor?” diye soruyordu. 2004′te, iklim sapmasına karşı önlemler öngören Kyoto Protokolü imzalandı. 28 yıllık bir kayıp.

Öngörülen gelişmeler
Birinci gözlem, iklimin ısınmasının çok az yeni durum yaratırken mevcut durumları genişleteceğidir. Kuraklık ve su taşkınları gibi aşırı olaylar ön plana çıkacak. Bunlar daha sık ve daha şiddetli olacaklardır, belki de her ikisi birden. Bazı tayfunlar içinde aynı durum geçerli olabilir.

Enlem ve Boylam farkları
İkinci ağır saptama, birinci eğilimin etkisinin enlemle artacağıdır. Öyleyse kuzey bölgeler ve kutup bölgeleri, tropikal kuşağa göre daha fazla ısınacaktır. Birinci eğilimin etkisi boylama görede artacaktır. Mevsimlerin en belirgin olduğu geniş kıtaların merkezleri, ılımanlaştırıcı okyanusun temas ettiği kıyılara oranla iklim çalkantılarından daha fazla etkilenecektir.

Kaybolan adalar, eriyen buzullar

Üstelik yükselen deniz, 2100’de kıyı çizgilerini bozacak ve su seviyesindeki birçok subtropikal adayı yutacaktır. Nihayet gelecek yüzyıla girerken büyük nehirleri besleyen buzulların çoğu erimiş olacak. Kuzey Kutbunun erimesi hiç şüphesiz kutbun etrafında deniz trafiğine yol açacaktır.

Sonuçta 2100’de iklimler daha genişken ve aşırılıkları daha sert olacaktır. Kuzey Yarımkurenin ılıman kuşağındaki ülkeler, subtropikal sınırdakilerden, Afrika’nın güneyindekilerden, Akdeniz çevresindekilerden ve Orta Asyadakilerden daha az zarar görecektir.

Mercanların yok oluşu
Resiflerin ekolojisi belirsizlik bakımından zenginliğini korudukça, mercanların geleceğine ilişkin sorulara kimse cevap veremez. Kalker zincirine hapsolmuş bu hayvan sürüsü yaşamak için berrak, sıcak ve tuzlu suya, ışığa ihtiyaç duyar. Bunlar dünyanın bir çok yerinde bir araya getirilmesi zorlaşan koşullar. Kıyı kentleşmesi, kirlilik, aşırı balıkçılık, deniz suyu akvaryumları için balık alımı, gemilerin demir atması, dalgıçların zafer adımları dünyadaki resiflerin dörtte üçünden fazlasını kırılganlaştırdı. Sağlamlıklarını yitirerek bulaşıcı hastalıkların veya acanthaster türü deniz yıldızları ve bazı su yosunlarının kurbanı oldular. Daha kötüsü su yeterince berrak olmadığında yada daha da sıcaklaştığında, dokularında barındırdıkları yosunları yitirerek renklerini kaybediyorlar. Kalker iskeletlerini iyi durumda tutma yeteneğinden yoksun olduklarından mercanlar birkaç hafta içinde ölüyorlar.

Atmosferdeki ortalama sıcaklığın artışı okyanus yüzeyindeki artış ile eşdeğerdir. Oysa, 30Cnin üzerinde yosunlar bağlı oldukları mercanları terk ederler. Bu arada su ısındığı ölçüde genleşir, ve yükselir. Bu yosunların çok ışığa ihtiyacı vardır ve bunu ancak yüzeye yakın yerlerde bulabilirler. Mercanların misafirleri olan yosunlar aynı derinlikte kalmak için daha hızlı yükselmek zorundadırlar aksi takdirde ölürler. Bir çok tür bunu yapamaz.

Bu sebeple deniz seviyesinin yükselmesi mercan resifleri için ek bir tehdittir. O kadar ki, resiflerin insan etkinlikleri ile bozulmuş olmasından daha ebüyük sonuçlar doğurabilir. Mercanların yok olmasının korkunç ekolojik ve ekonomik etkileri olacaktır. Çünkü subtropikal kuşaktaki kıyı ülkelerinin, GSMH’leri hatta tek geçim kaynakları büyük ölçüde bu omurgasızlara bağlıdır. Besin maddesi bakımında son derece fakir olan bu sıcak sularda, resifler olmadan yaşam olmaz, dolayısıyla balık da olmaz. Mercan kitlesi olmadan, kıyılar dalgalara ve deniz darbelerine karşı savunmasız kalırlar. Mercan manzaralarının güzelliği olmadan turistik etkinlikler olmaz.


  1. 1 Yorum Yapıldı “2100′de Dünyamıza Hakim Olacak İklim”

  2. Gönderen:sedat Tarih: Kas 17, 2007 | Yanıtla

    bunlar olmamalı

Yorum Ekle


Copyright 2008. Tüm Hakları Saklıdır.